Tasarımcı’nın Tasarıları

See What’s Possible

Bilgisayar başında oturma kılavuzu

Temmuz3

Meğer ne çok bilgisayar mağduru varmış? Son yazımın ardından yağan
mektuplarda bilgisayar yüzünden fıtık çıkaran, göbek büyüten, gözleri
bozulan; hatta hemeroid olan onlarca okurla hafta boyunca yazıştım
durdum.

Bilgisayar kullanımının birçok sağlık sorununu
tetikleyebileceği aşikâr ama tatsız sonuçlardaki suçun ne kadarının
bilgisayarda; ne kadarının biz kullanıcılarda olduğunun hesabı pek
yapılmıyor. Bir kasa, 100 küsur tuş ve bir ekrandan (hatta kimi zaman
sadece ekrandan) ibaret bir cihazın bunca dert yaratması akıl almaz.
Gelin bizim neler yapabileceğimize bakalım.

Bakmak var, bakmak var

En büyük tehlikeyi sırtımızı boydan boya geçen ve bir anlamda
vücudumuzun askısı sayılan omurgamız taşıyor. Tanrı bizi gezip
dolaşsın, acıkıp avlansın diye yaratmış ancak biz sürekli hayatımızı
mümkün olduğu kadar kıpırdamayacağımız şekle sokmaya çalışıyoruz. En
basitinden televizyonda her kanal değiştirmek istediğinizde kalkıp
başına gitmek zorunda kalsaydınız televizyonla ilişkiniz aynı şekilde
devam eder miydi dersiniz? Ya da telsiz telefonumuz, cep telefonlarımız
olmasaydı iletişimde aynı çizgiyi tutturabilir miydik? Bilgisayar bizi
başına çakıyor olabilir ama nasıl çakılacağımızı o belirlemiyor. Boyun
ve sırt ağrılarını engellemek için işte birkaç tavsiye:

- Ekranınızı göz hizasına kadar yükseltin. Gerekiyorsa ekranın altına kitaplar koyun.

- Ekran çözünürlüğünüz yükseldikçe yazı karakterleri küçüleceği için
istemeden de olsa sürekli ekrana yaklaşaksınız. Bu da kambur durmanıza
ve boynunuzun kasılmasına yol açacak. Eğer sürekli bu şekilde
oturuyorsanız çözünürlüğü düşürün.

- Bilgisayarı kullanırken oturduğunuz koltuğunuzu özenle seçin. Yeni
bir koltuk almanız gerekiyorsa, alın. Ortaya çıkacak sorunların
yaratacağı maddi, manevi zararı en pahalı koltuktan bile ucuz
olacaktır.

- Klavyede yazarken dirseğiniz 90 derecelik açı yapıyor olsun. Çok yüksekte ya da çok alçakta bir konum sorun çıkaracaktır.

- Sandalyenin ucuna doğru kaykılmayın. Mümkünse dik bir şekilde bütün sırtınızı koltuğa dayayarak oturun.

- İki ayağınız da yere bassın. Çapraz ayaklar belinize aşırı yük bindirir.

- Evet, zor. Ben bile pek uyamıyorum ama mümkünse yarım saatte bir ya
da her saat başı kalkıp bir iki dakika yürüyün. O sayfa kaçmıyor,
elektrikler kesilmeyecek, MSN arkadaşınız beş dakika beklemekten
çatlamaz… Kalkın bir iki insan görün, iki çift laf edin, camdan
bakın, tuvalete gidin.

Ağlamıyorum, kirpik kaçtı…

Tek sorun boynumuzla belimizde değil. Çoğu kullanıcı bilgisayarı göz
bozmayla suçlar ama aslında en az o kadar ciddi bir şeyi tetikliyor:
göz kuruluğu. Gözümüzü boşuna kırpmıyoruz. Hatta göz kırpma
düzensizlikleri yalan söylendiğinin anlaşılması için bile ipucu
oluşturabiliyor. Ancak asıl görevi gözümüzü tozlardan temizlemek ve o
özel sıvıyla nemlendirmek. Bilgisayar başına oturduğumuzda dakikada göz
kırpma sayımız 1/10 oranına geriliyor. Yani 10 defa kırpıyorsak 1 defa
kırpıyoruz. Bu da gözlerimizi mahfediyor. Dikkat odaklanmasından
kaynaklanan bu sorunu çözmek biraz gayretle mümkün.

- İşinize olduğu kadar gözlerinize de odaklanın. Aklınıza geldikçe kırpıştırın.

- Başaramıyorsanız eczanelerde satılan göz nemlendirme spreylerinden
alın. Göz kapaklarınıza sıktığınız bu spreyler ‘olay mahallini’ bir
nebze nemlendirebiliyor.

- Tüplü ekranlar televizyonlarda olduğu kadar olmasa da radyasyon
yayar. Televizyonlara oranla çok daha fazla yakınlaştığınız için eğer
tüplü (yani CRT) bir ekran kullanıyorsanız kendinize bir filtre alın.
En ucuz filtre bile zararlı ışınların yüzde 90′ından fazlasını süzer.
İnce (LCD) ekran kullanıyorsanız zaten sorun yok.

- Eğer iş yaparken sürekli başınız, gözünüz ağrıyorsa büyük ihtimalle
ekranınız titriyordur. Bunu gidermek için ya ekran çözünürlüğünüzü
düşürün ya da kendinize daha iyi bir ekran kartı alın.

- Işıklandırma çok önemli bir ayrıntı. Çalıştığınız ortamın ışıklandırmasının arkanızdan gelmesine dikkat edin.

Bir de hijyen konusu var ki girip keyfinizi kaçırma niyetinde değilim.
Ama şunu aklınızda tutun. Yaşadığımız ve çalıştığımız ortamlarda
bakteriler açısından en zengin yerler listesinin ilk sırasını
bilgisayarınızın klavye ve faresi, ikinci sırasını telefon ahizesi,
üçüncü sırasını mutfak evyesi alıyor. Klozet kapağınız bunlardan sonra
geliyor. İlgisiz gelecek ama söyleyeyim; saç kurutma makinenizin
yaydığı radyasyon baz istasyonlarınkinden katbekat fazla…
Gerekmiyorsa bırakın dursun yerinde.

24.04.2006 tarihli yazıdan…

RSSBlogumuzdaki Son Konulardan Haberdar Olmak İçin RSS Servisimize Abone Olabilirsiniz
Blogumuzda Yayınlanan Son Konuların Mailinize Gelmesini İstiyorsanız Mail Servisimize Abone Olabilirsiniz
Yazar ismi : Gues
Yazarın Websitesi : http://www.guesworld.com
Yazarın E-posta Adresi : info@guesworld.com
Yazarın Biyografisi : Adım utku 15 yaşındayım grafikle uğraşıyorum şuanda photoshop , css , html biliyorum ileriki zamanlarda After effects , 3dsmax , Illustrator , Flash programlarını daha detaylı şekilde inceleyerek öğrenmek istiyorum :) Guesworld.Com blogum ilede kullanıcılara orjinal bilgiler vermek istiyorum.. Görüşmek Üzere ;)
Bu yaziyi paylasin.
  • Digg
  • del.icio.us
  • YahooMyWeb
  • Technorati
  • 100puan
  • Netscape
  • Oyyla
  • Bagcik
  • Limk
Etiketler : ,

Puanla Bakalım => kötüortaiyiçok iyimükemmel

Yükleniyor ... Yükleniyor ...

E-posta gizli kalacak.

Website örneği

Yorumunuz:

 


Anket

En Çok Kullandığınız Adobe Programı Hangisi?
You can check only one option

See results


RSS




RSS

E-mail adresinizi giriniz :

Blog'a eklenen son makalelerden e-posta yoluyla ilk siz haberdar olun || Mail adresinize gelen maili onaylamayı unutmayın!

Link Değişim Talebi :
RSS

Lida Dai Dai Hua Jiao Nang Seo Yarışması


Web Stats